
Kleopatra’nın sarayını süsleyen marküteri eşyalar, daha sonra Mısırlı aristokratların evlerine girer. Mısırlılarla başlayan bu sanat dalı Rönesans döneminde güzel sanatların gelişmesinin hızla görüldüğü Fransa’da, anıtsal örneklerde şahikalara çıkar. Önceleri Paris’te Louvre ve Versailles saraylarına giren marküteri mobilyalar, sonra da malikânelerde boy göstermeye başlar. Daha sonra Anadolu, İran ve Arabistan’a yayılan bu sanat, 1450 yılında İtalya’da marküteri atölyelerinin çoğalmasıyla yaygınlaşır. Bir saray sanatı olarak kullanılan marküteri, Osmanlı’da da yapılmaya başlanır. Osmanlı’yı bir cihan devleti haline getiren Fatih Sultan Mehmet Han, bizzat kendisi marküteri çalışmaları yapar.
Sonraki yıllarda marküteri atölyeleri ve aletlerinin çoğalmasıyla bir dönem sarayların baş köşesinde yerini alan marküteri eserler güncelliğini kaybetmeye başlar. 20. yüzyıla gelindiğinde ise duraklama dönemine giren marküteri sanatı günümüzde en yaygın olarak Fransa’da varlığını sürdürüyor. Osmanlı döneminde birçok usta yetişmesine rağmen bir okulu bulunmayan marküteri sanatı Türkiye’de Erol Antik tarafından yapılmaya devam ediyor.
Marküteri ayrıntı sanatı
Farklı renklerdeki ahşapları bir araya getirerek yapılan marküteri sanatı titiz bir çalışma gerektiriyor. Erol Antik Genel Müdürü Mehmet Tarakçı, marküteri tarzındaki süslemeleri 0,5 mm’den daha ince ve kalın olarak yüzlerce metre kesimin yan yana getirilmesi ile oluşturduklarını söylüyor. Zaman zaman yapılan marküteri çalışmalarında santimetrekarenin içinde, 100 adet hareketin meydana geldiği mozaiklerin de yer aldığını belirten Tarakçı, bu sanatı en ince noktasında çalıştıklarını belirtiyor.
Erol Antik ilk etapta aksesuar çalışmaları ile işe başlamış. Fakat zamanla gelen talepler onları evde ve işyerlerinde kullanılan bütün eşyalarda marküteri ve ona çok benzeyen parküteri sanatını uygulamaya başlamışlar. Mehmet Tarakçı, “Banyo ve mutfak gibi ıslak zeminler hariç evin herhangi bir köşesinde bulunan her türlü eşyada (sehpa, sandık, yemek masası, tablo….vs) biz bu sanatları uyguluyoruz.” diyor.
Güney Amerika, Afrika ve Hindistan kökenli kaplamalar kullanılarak yapılan marküteri çalışmalarında 1450’li yıllarda Floransalı ustalar kendi desenlerini çizerek çalıştıkları marküteri eserlerin yanı sıra dönemin meşhur ressamlarının temalarından da yararlanmışlar. Günümüzde ise Erol Antik, özellikle Osmanlı ve Selçuklu motiflerinin ağırlığını taşıyan fakat zenginleştirilmiş motiflerin bulunduğu çalışmalar yapıyor. Zaman zaman bir kibrit kutusunun üzerindeki bir şekil, zaman zaman ise bir ressamın resmindeki bir çizgi marküteri çalışmasına ilham kaynağı olabiliyor.
Günümüzde marküteri çalışmalarını daha çok orta yaş ve üzerindeki grup tercih ediyor. Klasik eserleri seven ya da sanatsal çalışmalara önem verenler için marküteri sanatını taşıyan ürünlere sahip olmak ayrıcalık.
Etiketler: 1450 yılında, cihan devleti, Floransa, ilham kaynağı, Klasik eserler, marküteri atölyeleri, marküteri mobilyalar, ressam, sandık, sehpa, tablo, yemek masası


